AIDS
CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYONLAR / UYUŞTURUCU
YASAL UYGULAMALAR
GİRİŞ
Bu broşürdeki bilgileri, öğrenciler öğretmenleri, ebeveynler ve ailesinin diğer bireyleri ile tartışmalıdır.Üreme organlarının biyolojisi, fonksiyonu anlatılırken, bu yolla geçen hastalıkların önemi belirtilmelidir. Erişkinlerin çocuk ve gençlere cinsel taciz ve zarar verme olasılıkları anlatılmalıdır. Eğitimde sorunların tartışılmasına ağırlık verilmesi faydalı olacaktır. Bölgelere göre aile kültürü ülkemizde çok değişken olduğu için gereksinmeler ancak sorularla ortaya çıkmaktadır. Biyoloji, rehber ve spor öğretmenleri zaman zaman konuyu işlemelidir. Bilgiler sıra ile şu başlıklar altında işlenebilir:
1. Vücut yapısı
2.Cinselliğin anlamı
3.Kişiler arasındaki ilişki
4.Cinsellik ve doğum
5.Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve AIDS
6.Gençliğin cinsel sorunları
7.Uyuşturucu ve AIDS
8.Ensest ve tecavüzler
TERİMLER
AIDS : Sonradan kazanılmış bağışıklık eksikliği sendromu.
(Acquired Immune Deficiency Syndrome)
HIV : AIDS virusunun adı.
(Human Immune Deficiency Virus)
HIV TESTİ : AIDS hastası veya HIV(+) kişinin kan serumunda
HIV bağışıklık maddesi arama testidir. Kişide
bağışıklık madde varsa mikrobu da taşıyor
demektir.
KONDOM : Prezervatif, kaput. Cinsel ilişkide erkeğin seks
organına geçirilen lastik kılıftır. Bu suretle ilişkide
mikrop alışverişi olmaz, gebelikte önlenmiş olur.
CYBE : Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar.
HIV(+) : Kendisinde AIDS virusu olup hastalık belirtisi
göstermeyen kişidir (taşıyıcı). Ne zaman AIDS
hastası olacağı belli değildir.
AIDS HASTASI : Hastalık belirtileri gösteren HIVenfekte kişidir ve
sonuç ergeç ölümdür.
HETEROSEKSÜEL : Karşı cins ile ilişkide bulunanlar.
HOMOSEKSÜEL : Kendi cinsi ile ilişkide bulunanlar.
BİSEKSÜEL : Hem kadın hem de erkekle ilişkide bulunan
erkekler.
AIDS
Herkes AIDS hastalığını ciddi olarak algılamalı, korkmadan bilgilenerek bilimsel yöntemlerle ve kendi iradeleriyle önlem almalıdırlar.
Cinsel ilişki dışındaki günlük yaşam ortamında AIDS bulaşının olmayacağını öğrenci, öğretmen ve ailelerin öğrenmesi önem taşımaktadır. Böylece gerek okulda gerekse okul dışında karşılaşabileceğimiz HIV (+) (Taşıyıcı) bireylere kötü davranmadan, onları dışlamadan, afişe etmeden arkadaşlığımızı sürdürebileceğimiz öğretilmelidir.
Avrupa’daki genel nüfus içinde gençliğin oranı Türkiye’ deki gençliğin oranına göre çok düşük olmasına rağmen AIDS yaygınlığı gençler arasındaki ciddi boyutlardadır.
Türkiye’de genç nüfusun ne kadar fazla olduğu düşünüldüğünde karşımızdaki tehlikenin ne denli büyük olduğu ve önlemlerinin de ivedilikle alınması gerektiği görülmektedir.
AIDS’ in kuluçka süresinin birkaç ayla, on sene kadar uzun bir zaman dilimini kapsaması nedeniyleçoğu kez kendilerinin taşıyıcı olduğunun farkında olmayan bireyler bilmeyerek enfeksiyonu yaymaktadır. Bu nedenle gençlerimizin kendi sağlıklarını risk altına atmayan cinsel hayata hazırlanmaları zorunludur.
AIDS SENİ YAKALAMADAN SEN ONU DURDUR!!!
AIDS İLE MÜCADELE DERNEĞİ
Ülkemizde AIDS ile mücadele etmek için kurulan ilk dernek AIDS ile Mücadele Derneğidir(1991). 1993 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile kamu yararına dernek olarak onaylanmıştır. Genel Merkez İzmir’dedir. Birçok gönüllü çalışanımız vardır.
Diyoruz ki! Çekinmeden, utanmadan bilgilenin. AIDS ile Mücadele Grupları kurun, bilgilenin,
sorularınızı derneğe yazın, telefonla arayın veya gelip tartışın. Dergimizde yayınlanmak üzere,
AIDS hakkında resim, karikatür, şiir veya yazı gönderin. Derneğin internet sitesi: www.aids.org.tr dir.
AMAÇLARI
- AIDS bulaşından korunmak için toplumu eğitmek.
- Özellikle riskli annelerin AIDS’li çocuk doğurmamaları için her türlü eğitimi yapmak.
- Okullarda (ortaokuldan itibaren) AIDS eğitimini yerleştirmek.
- AIDS tanı yöntemlerini yaygınlaştırmak.
- AIDS’li hasta veya taşıyıcıların haklarını korumak ve yardımcı olmak, toplumun dışına
itilmelerini önlemek.
- Kongre,sempozyum,paneller organize etmek.
- Yurtdışı AIDS yayınlarını izleyip Türkiye için önlemler almak.
- Değişik meslek gruplarında çalışanlara (doktor, diş hekimi ,hemşire, laboratuar çalışanları,
öğretmen vb.) kurs açıp onların AIDS EĞİTİMCİSİ ve DANIŞMANI olmalarını sağlamak.
AIDS HAKKINDA BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?
AIDS tehlikelidir, aşısı yoktur!
Öldürür, kesin tedavisi yoktur!
Sınır tanımaz; IRK, CİNS, YAŞ ayrımı yapmaz!
HANGİ YOLLARLA BULAŞMAZ ?
AIDS günlük normal yaşam aktivitesi ile bulaşmaz. Örneğin;
- El tutmak,
- Sarılmak,
- Aynı evde beraber yaşamak,
- Aynı okula gitmek,
- Ortak giysi, çamaşır kullanımı,
- Beraber oynamak,
- Seyahat etmek,
- Ortak tabak, kaşık, çatal, bardak kullanımı,
- Aynı havuzda yüzmek,
- Ortak tuvalet kullanmak,
- Besin ve sularla,
- Öksürük ve kuru öpüşmeyle,
- Böcek, sivrisinek ısırması ile bulaşmaz.
AIDS ÜÇ ÖNEMLİ YOL İLE BULAŞIR
- AIDS hastası veya virusu taşıyan kişi ile cinsel ilişki,
- Enfekte kişinin kan veya kan ürünlerinin verilmesi,organ nakli,sperm nakli, enfekte kişilerle ortak enjektör kullanımı (uyuşturucu kullananlar), virüslü kanla bulaşık aletlerin sağlam kişilerde kullanılması (özellikle diyaliz servislerinin çok dikkatli olması gerekir),
- AIDS’ li anneden bebeğe;
- Hamilelik sırasında döl yatağı yoluyla,
- Doğum sırasında vajinal sıvılarla,
- Doğumdan sonra anne sütüyle geçebilir.
Kendinden şüphe eden anne adayı test yaptırıp gebeliği sona erdirmeli veya hamile kalmamaya özen göstermeli, “kondom” kullanımı devreye girmelidir.
Tükürük ve gözyaşında çok az virus bulunduğu,bunlarla bulaşma görülmediği bildirilmiştir. Ancak tükürükte kan da varsa bulaşma olasılığı vardır.
Sineğin tükürüğü virus üretmez,aksine virusun öldürücü etkisi vardır.İnsan tükürüğü de
virusu öldürücü etkidedir.
Özetle
Kan, yara akıntısı, kadın ve erkeğin cinsel organ salgıları ve organları virus içerir
AIDS’ E NASIL TANI KONULUR
Kan muayenesiyle ,virusa karşı vücudun oluşturduğu bağışık maddeler aranır. Kanda bağışık
madde varsa virus da var demektir.
Kuşkulu ilişki veya kan bulaşmasından en az 2 ay geçmeden kan muayenesi sonuç vermez.
3.ve 6.aylarda kan muayenesi sonucu HIV yönünden olumsuz ise,virus % 95 bulaşmamıştır.
AIDS’i DÜŞÜNDÜREN BELİRTİLER
Erişkinlerde
- Vücut ağırlığının %10’undan fazla kayıp,
- Bir aydan fazla süren kronik ishal,
- Bir aydan fazla süren ateş,
- Kanamanın durmaması,
- Bir aydan fazla kronik öksürük,
- Genel kaşıntı,
- Tekrarlayan zona,
- Kronik generalize herpes (uçuk),
- Ağızda kandidiazis (mantar),
- Bezlerin şişmesi (özellikle boyunda),
- Hatırlama eksiklği,
- Sinir uçlarının tahribi,
- Kırmızı lekelerin görülmesi şeklindedir,
- Herhangi bir hastalıkta tedaviye cevap vermemesi.
AIDS VİRUSU İLE ENFEKTE KİŞİ HERHANGİ BİR BELİRTİ GÖSTERMEYİP SAĞLIKLI GÖRÜLEBİLİR,FAKAT BAŞKALARINA BULAŞTIRIR !!!
ÖNLEMLER
AIDS Yayılımını Önlemek İçin Ne Yapmalı?
- Tek ve bilinen eşle seks
- Kondom (prezervatif=kaput) kullanımı
- Steril olmayan ve başkasında da kullanılan enjektör ve iğneleri kullanmamak.
- Sünnette ve kulak delmede aletlerin dezenfeksiyonu
- Uyuşturucu kullanmamak (enjektörle bulaş)
Kan Nakillerinde Dikkat Edilecek Hususlar
- Bilinmeyen veya yaşam biçiminde çok eşle yaşayan kişilerden veya diğer riskli kişilerden kan almamak.
- Acil olmayan ameliyatlardan 10 gün evvel kan alıp, aynı kişide ameliyat esnasında kendi kanını kullanmak (ototransfüzyon). Dünya sağlık örgütü bu uygulamanın yaygınlaştırılmasını önermektedir.
HIV (+) KİŞİ TEKRAR ENFEKSİYONU ALIRSA BU İNTİHARDIR!
(REENFEKSİYON)
KÜBA'DA ENFEKTE KİŞİ, ENFEKTE OLMAYAN BİRİSİ İLE BİLEREK KONDOMSUZ İLİŞKİYE GİRERSE CİNAYET İŞLEMİŞ KABUL EDİLİR.
H I V T a ş ı y ı c ı l a r ı n ı n B i l m e s i G e r e k e n l e r
- Tekrar enfeksiyonu almamak,
- Kondom kullanmadan cinsel ilişkide bulunmamak,
- Kimseye kan vermemek,
- Başka enfeksiyonu varsa tedavi olmak,(Tüberküloz, veneral hastalıklar, mantar hastalığı vb.)
- Alkol, sigara ve uyuşturucu almamak
(Bunlar bağışıklılığı yok eder).
AIDS hastalarının veya taşıyıcılarının evlerinde aileleriyle birlikte yaşaması en iyi yoldur. AIDS’li hastaları rencide eden hareketlerden kaçınmak gerekir. HIV taşıyıcıları sağlam insanlar gibi yaşantılarına, çalışmalarına devam etmelidir ve işten atılamazlar.
Kişisel Temizlikte Ana Hatlar
- Bulaşık eşyalar 20 dakika klorlu suda bekletilmelidir.
(1 lt. suya, 5 gr. klor). Çevre temizliği için evlerimizde kullanılan sulandırılmış klorlu deterjanlar yeterlidir.
- El ve yüzey temizliğinde %50 - %70 derecelik alkol emniyetle kullanılabilir.
- Gluther-Aldehide HIV’e karşı etkin bir dezenfektandır.
- Kanlı eşya ve malzemenin mikroptan arındırılmasının en iyi yolu kaynatmaktır.
EVLENECEK ÇİFTLER; LÜTFEN EVLENMEDEN ÖNCE AIDS TESTİ YAPTIRINIZ!
HERKES HIV ENFEKSİYONU İÇİN RİSKLİDİR (Erkek, kadın,çocuk)
Özellikle;
- Eşcinseller
- Damar içi uyuşturucu alanlar
- Bir çok kişi ile seks yapanlar
- Veneral (cinsel) hastalığı olanlar
- Bilinmeyen bir kişiden test edilmemiş kan alanlar.
GÜVENLİ CİNSEL İLİŞKİ
Her zaman güvenli bir şekilde ilişkide bulunduğunuz takdirde, cinsel hastalıklardan korunabilirsiniz.
Cinsel ilişkiden sonra yıkanmak ve idrar yapmak sağlıklıdır. Ancak bu, cinsel hastalığa yakalanmamak anlamına gelmez. Bazıları temiz görünümlü kişilerden cinsel hastalık bulaşmayacağını düşünürler. Oysa bir kişide cinsel hastalık olup olmadığı, dış görünüşü ile belli olmaz.
Güvenli Cinsel İlişki Nedir?
- Cinsel hastalığı olmayan tek bir eşle ilişkide bulunmak,
- Öpüşme, sarılma, elle tatmin ve karşılıklı cinsel uyarıları içeren cinsel ilişkide bulunmak,
- Vajinal, anal ve oral ilişkide kondom kullanmak,
- Kendinizde veya cinsel ilişkide bulunduğunuz kişide bir hastalık bulunduğunu biliyor veya tahmin ediyorsanız, cinsel organların ağız ile temasından kaçınmak,
- İyi bir kondomun, doğru bir şekilde kullanılması cinsel hastalığa yakalanma olasılığını azaltır!
Kondom Kullanırken Aşağıdaki Kurallara Uymaya Çalışınız;
- Her cinsel ilişkide, mutlaka yeni bir kondom kullanınız.
- Kondom geçirilmeden, penisin vajina veya anüs ile temasından sakınınız.
- Kondomu penis tam olarak sertleştikten sonra takınız. Kondomu takarken, uç kısmını baş parmak ile, işaret parmağı arasında tutunuz. Kondomu, penis üzerinde yuvarlayarak takınız. Meninin gelmesinden hemen sonra penisi çekiniz.
GENÇLİK DÖNEMİNİN CİNSEL ÖZELLİKLERİ VE CİNSEL SORUNLARI
Gençlik çağı çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Bu dönemde gelişme, ruhsal olgunlaşma ve yaşama hazırlık söz konusudur. Ergenlikle başlayan hızlı büyüme, gençlik çağının sonunda bedensel, cinsel ve ruhsal olgunlukla biter. Bu çağ insan yaşamının yaklaşık on yıllık bir sürecini kapsar. Gencin içinde yaşadığı kültürün niteliklerine bağlı olarak gençlik döneminin yaş sınırları birbirinden oldukça değişik verilmiştir.
Ülkemizde gençlik çağı genellikle 12-21 yaşlarını kapsar. Gençlik çağının tanımı bedensel, cinsel ve ruhsal gelişmeye göre yapıldığından, başlangıcı da bitişi de belirsiz olabilmektedir. Genellikle 12-15 yaş arası, ergenlik gelişimini içine alan İlk gençlik, 15-21 yaş arası ise Asıl gençlik dönemidir. Kısa bir tanım yapmak gerekirse genç, cinsel olgunlaşmasını tamamlamış ancak bağımsızlığını kazanıp, erişkinler arasına katılmamış kişidir.
Ergenlik dönemindeki bedensel değişmeler gerek kız,gerekse erkek çocuklarda yetişkin beden görünümü kazandırır. Hormonların çalışması ile erişkine özgü cinsel duygular belirir. Yeni olan bu duygular genci allak bullak eder. İlk ıslak düşünden sonra hem fark edileceği utancını ve korkusunu yaşar hemde bundan zevk alır. Benzer biçimde öz doyum (mastürbasyon) dan suçluluk duyarken haz duyar. Her öz
doyumdan sonra pişmanlık duyup, yinelemeyeceği konusunda kendi kendisine söz verir. Bu durum sürer gider.
Genç, artık geriye dönüş olmadığının bilincine varmıştır. Ancak yakın arkadaşlarının da benzer özellikleri yaşadığını öğrenmesi onu biraz yatıştırır.
Genç kızlar genellikle öz doyuma erkeklerden daha seyrek başvururlar ve daha büyük bir suçluluk duygusuna kapılırlar. İlk aybaşı kanaması çoğu genç kızı ansızın yakalar. Bunun anlamını bilmeyen kızlarda korku ve şaşkınlık büyük olur. Anneleri tarafından yeterince bilgilendirilmemiş olan genç kızlar, ilk aylarda doğal olan adet düzensizliğinden, büyük endişe duyabilirler.
Ülkemizde ve yurt dışında yapılmış olan çalışmalar gencin cinsel bilgilerinin çoğunu yaşıtlarından aldığını ortaya koymuştur. Çeşitli açık saçık dergilerden edinilen bilgiler konusunda yalan yanlış yorumlar yaparlar.
Genç içinde bulunduğu kültürün ve ailesinin değer yargılarının etkisi ile küçükten beri süregelen tutumları ile cinsel gelişmenin hızlanması sonucunda bu dönemde cinsel kimlik belirlenir. Kız - erkek arkadaşlığı, birbirinden hoşlanma, beğenme ve kendini beğendirme gençlik çağında bu nedenle önemlidir. Yetişkin yaşlarda karşı cinsiyete uyumda ve uygun eş seçiminde bu yıllardaki kız - erkek arkadaşlığının önemi büyüktür.
Cinsel Uyumsuzluklar
Birincisi; Cinsel dürtülerin karşı cinse yöneldiği ancak cinsel işlevlerde yetersizliğin yada bozukluğun olduğu durumlardır.
Cinsel güçsüzlük (empotans) ve erken boşalma erkeklerde en sık görülen işlev bozukluklarıdır. Genç erkek cinsel birleşmedeki başarıyı erkekliğin kanıtı sayar. Bu nedenle pek çok sağlıklı genç erkek, ilk cinsel denemesinde başarısız olma korkusu nedeniyle aşırı tedirginlik yaşar. İlk cinsel deneyiminde yaşanan başarısızlık gencin benlik saygısını düşürür, korkusunu büsbütün artırır. Böylesine yaşanan tedirginlik cinsel birleşmede başarısızlığa neden olabilir.
Cinsel birleşmede kızların ve kadınların kendini kanıtlama kaygıları yoktur. Çünkü edilgen durumdadırlar. Bir kadın yada kız için cinsel birleşme gebe kalma korkusu yada zevk almama nedeniyle ürkütücü gelebilir. Kadınlarda en sık görülen cinsel işlev bozukluğu cinsel soğukluktur. Kadın bunu kolayca gizleyebilirken, erkeğin işlev bozukluğunu gizleme olanağı yoktur.
Ülkemizde olduğu gibi çoğu toplumda erkek için cinsel birleşme bir başarı iken evlilik dışında kadın için bir ahlak sorunu olarak görülmektedir.
Eski dönemlere kıyasla evlilik öncesi cinsel ilişkide artış söz konusudur. Cinsellik yazılı ve görsel basında daha geniş yer almaktadır. Hatta bu yayınlar kimi zaman cinsellik konusunda yeterince doğru bilgiye sahip olmayan genci karmaşaya düşürmektedir. Cinsellikle ilgili korkular, bilinç dışı suçluluk duyguları ve ayıp sürüp gitmektedir. Üniversite öğrencilerinde bile cinsel konularda bilgisizlik, saplantı ve kuruntular ve yanlış yargılar yaygındır. Bu nedenle cinsel yaşama erken girmiş gençler cinsellikle ilgili sorunları çözmüş kimseler değildir.
İkincisi; Cinsel Sapmalar
Cinsel kimlik sapması iki türlü olur. Bunlardan ilki, kendi cinsine ilgi duyma ve onunla birleşme isteği (eşcinsellik), diğeri ise karşı cinse eğilim duyma ancak bu eğilimini cinsel birleşmeye kadar vardırılmamasıdır. Teşhircilik, röntgencilik, fetişizm vs. gibi.
Eşcinsellik çekirdekleri çocuklukta atılan ve ergenlikle belirginleşen bir cinsel kimlik sapmasıdır. Ergenlik döneminde karşı cinsiyetle cinsel ilişkiye girmedeki korkular ve bunun yanında cinsel ilişkiye duyulan merak bazı eşcinsel oyun ve yanaşmalara neden olabilir. Bu davranış kız ve erkek gençlerde görülebilir. Ancak erkek gençlerde rastlanması daha sıktır. Kimi zaman bazı gençlerde yetişkinler tarafından böyle bir ilişki için zorlanmış olabilir. Her iki durumda da gençte cinsel kimlik sapmasından söz edilmeyebilir.
Çocukluk yıllarında kız oyunları oynayan, kız gibi davranan çocukların ergenlik döneminde kendi cinsel kimliklerini benimsemekte güçlükleri olur. Aşırı sert, kaba yada bunun tersi pısırık, silik bir baba ile özdeşim kurmak bir erkek çocuk için güç olabilir, yada annenin baskın olduğu bir ailede erkek çocuk anne ile özdeşim yapabilir. Böyle özellikte anne babaya sahip olan genç erkekte eşcinsel davranışlar görülebilir. Kız çocuk için ezilmiş ve eziyet gören bir anne ile özdeşleşmek güç olabileceği gibi, sert baskın bir anneyle özdeşim, kız çocukta ergenlik dönemine ulaştığında eşcinsel türde kimlik sapmasına neden olabilir.
Kimi zaman eşcinsel davranışlar üstü örtülü olabilir. Eşcinsel eğilimlerin hepsi kişinin cinsel yaşamına yansımayabilir. Bu kişiler, eşcinsellikten nefret ederler. Bu durumda cinsel eğilimler cinsel sapmaya yol açmamakta ancak meslek seçimine etki edebilmektedir.
CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR
Cinsel hastalıklar, gripten sonra en çok görülen bulaşıcı hastalıkların başında gelmektedir. Güvenli bir şekilde cinsel ilişkide bulunmayanlar, bu hastalıklara yakalanabilirler. Cinsel hastalıların çoğu, kolay bir şekilde tedavi edilebilir.
Bazı cinsel hastalıklar çoğu kişi tarafından bilinmektedir. Belki bu hastalıklardan birine bir kez yakalanmış da olabilirsiniz. Örneğin, Gonore (Bel Soğukluğu), Sifilis (Frengi), tenasül biti, uyuz gibi. Son zamanlarda görülen ve adı çok duyulan öldürücü AİDS hastalığı ise, hemen herkes tarafından tanınmaktadır.
Frenginin son yıllarda çok artış gösterdiğini ilişkilerimizin çok olduğu tablodaki ülkelerden anlayabiliriz:
1997’ de yıllık artış oranı: (100.000’ de)
Batı Avrupa’ da 0,7
Letonya’ da 119,5
Kırgızistan’ da 143,7
Kazakistan’ da 144,7
Rus Federasyonu’ nda 261,9
Bu tarihten beri büyük bir artış devam etmektedir.
Halbuki bunların hepsinde yıllık artış oranı 1990'da 0,5'tir. Bu hastalığın 14 yaş altında da görüldüğü ancak, 18 - 19 yaş grubunda en yüksek olduğu bildirilmiştir. Bulgaristan'da Frengi büyük bir artış göstermektedir.
AIDS virusu, Hepatit B, Frengi, Klamidya, Uçuk ve Bel soğukluğu adlı hastalıklar, hamilelik yada doğum esnasında bebeğe de bulaşabilir.
Cinsel hastalıklar, başka bir kişinin bardak, çatal ,kaşığını kullanmakla geçmez. Nefes , öksürük, el sıkma veya öpüşmeyle bulaşmaz. Sinek ısırması veya tuvaletlerden de bulaşmayan bu hastalıklar için, yüzme havuzu ve sauna gibi yerlerde tehlike oluşturmamaktadır.
AIDS virusu, hepatit B, C ve frengi cinsel yolla bulaştığı gibi kan yolu ile de bulaşır.
Hastalık belirtisi her zaman var mıdır?
. Her zaman belirti olmayabilir. Bazen hastalık belirtilerinin ortaya çıkması, haftalar, aylar, hatta yıllar bile sürebilir. Bazen çok az veya hiç belirti olmayabilir de. Bu durumda rahatsızlık da hissedilmeyebilir. Özellikle kadınlar hastalığın varlığını fark etmeyebilirler. Böyle bir durumda, tedavi görmemiş olacağınız için hastalık mikrobu taşıyacağınızdan dolayı, farkında olmadan hastalığı bir başkasına bulaştırabilirsiniz.Çoğu cinsel hastalığın tedavisi kolaydır!
Şikayetler yok olsa bile bu hastalıklar kendiliğinden geçmez. Tedavi her zaman zorunludur. Doktor teşhisi ve bilgisi dışında kendi kendinize tedavi etmeyi denemeyiniz.
BAŞKA BİR CİNSEL HASTALIĞINIZ VARSA AIDS VİRUSUNA DAHA KOLAY YAKALANABİLİRSİNİZ!!!
Doktorların meslek sırrını saklama zorunluluğu vardır. Bu nedenle, hakkınızdaki bilgiler bir başkasına verilemez.
Aşağıdaki durumlarda derhal doktora başvurunuz.
- Güvenli cinsel ilişkide bulunmadığınızı düşünüyorsanız,
- Aşağıdaki belirtilerden bir veya birkaçını fark ederseniz :
- Penis, vajina veya anüsten salgı veya irin (cerahat) geldiği zaman,
- İdrar yaparken, yakıcı bir his yada acı duyulması veya idrarın az olması,
- Penis, vajina, anüs veya ağızda, çıban, siğil yada benzer kabarcıkların oluşması,
- Cinsel organların çevresinde veya anüste kaşınma,
- Kasıklardaki bezelerin şişmesi,
- Erkeklerin yumurtalarının bir veya ikisinde acı duyması Karın ağrısı ve cinsel ilişkiden sonra kanama olması durumunda. (Bu belirtiler başka hastalıklardan dolayı da ortaya çıkabilir.)
Tedavi edilmemenin sonuçları:
Cinsel bir hastalığı tedavi ettirmemenin sonuçları çok ciddi olabilir. Buna, Klamdiya hastalığına yakalanmış, ancak tedavi olmamış kadınların, yıllar sonra kısır kalmalarını örnek gösterebiliriz.
CİNSEL YOLLA BULASAN HASTALIKLARIN YAYGINLIĞI
- Etkenleri çevrede serbest olarak bulunmayıp, taşıyan insanlardır.
- Evlilik öncesi cinsel ilişkinin yaygınlaşması,
- Cinsel olgunluk yaşının küçülmesi,
- Yurt içi ve yurt dışı seyahat imkanlarının artması,
- Doğum kontrol yöntemlerinin gelişmesi,
- Antibiyotiklerle, bazılarının tedavi olasılığı nedeniyle yalancı güven hissi,
- Evlilik dışı değişik partnerlerle cinsel ilişkinin artması,
- Risk altındaki toplum: Genç Erişkinlerdir.
- Hastaların 1/3'ü 25 yaşın altındadır. Onun için lise çağlarındaki gençlerin bu hastalıklardan korunma ve cinsel eğitimleri önemlidir.
Sonuç Olarak:
Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda "Primer Lezyonlar" GİRİŞ YERİNDE veya YAKININDA meydana gelir ve klinik bulguları silik olabilir. Dikkati çekmeyebilir.
Kadınlarda genital akıntı sık görüldüğünden, hastalık belirtisi gibi algılanmayabilir. Doktora erken dönemde başvurulmazsa kronik enfeksiyonlar gelişir.
PARTNER VE İLİŞKİ SAYISI ARTTIKÇA ENFEKSİYONUN BULAŞMA RİSKİ ARTAR!!!
CİNSEL YOLLA BULASAN HASTALIKLAR ve BELİRTİLERİ
1- Frengi (Sfilis)
2- Bel soğukluğu (Gonore)
3- Yumuşak şankır
4- Genital klamidya enfeksiyonları
5- AIDS
6- Hepatit virusleri ( B, C )
7- Uçuk
8- Siğiller
9- Kasık biti gibi paraziter hastalıklar.
Bel Soğukluğu (Gonore)
Kadınlarda; kısırlığın başta gelen sebeplerindendir. Genital sistem mukozasını ve rektumu etkiler. Alt ve üst genital organlara yerleşerek komplikasyonlara yol açar. Erkeklerde; epididimit, prostatit, periuretral apse yapar. Kadınlarda ayrıca endometrit, salpengit, peritonit görülür. Anneden —► Bebeğe : Yeni doğan konjuktiviti oluşturur.
Bel Soğukluğunda bulaşma riski:
- Kadından erkeğe bir ilişkide % 20
- Dört veya daha fazla ilişkide bulaşma riski % 60 - 80,
- Erkekten kadına bulaşma riski; tek ilişkide % 50,
- Üç veya daha fazla ilişkide % 90'dır.
Ağız – Cinsel Organ İlişkisi İle Oluşan Boğaz Enfeksiyonları
%90'ı semptomsuz seyreder.
Heteroseksüel Kadınlarda: %20
Homoseksüel Erkeklerde: %25
Heteroseksüel Erkeklerde: %3 - 7 oranında bulunur.
Bel Soğukluğunda Belirtiler:
- Gonokok enfeksiyonu kadınların %50'sinde, erkeklerin %10'unda belirtisiz seyreder. Kadınlarda, erkeklerdeki kadar iyi anlaşılmaz.
- Erkeklerde kuluçka dönemi 2-7 gündür.
Başlangıçta az ve mukoit daha sonra bol ve cerahatli akıntı görülür ve idrar tutukluğu ile penis ucunda kızarıklık görülür.
İDRAR YOLLARI İLTİHABINA YOL AÇAN DİĞER CİNSEL HASTALIKLAR
Genital Klamidya Enfeksiyonları
Erkekte: İdrar yolu enfeksiyonun %20 - 60 Klamidyalardır. Kuluçka dönemi 7-21 gün olup, uretral akıntı ( berrak ve hafif kıvamlı veya mukopürülan), idrar tutamama, kaşıntı, ağrılı cinsel ilişki görülür. Enfeksiyon aylarca sürebilir. Gonore'nin % 15 - 58 'inde Klamidya enfeksiyonu beraber bulunur. Cinsel aktif genç erkeklerde Epıdıdımıf te eklenir. İki taraflı olursa sterilite (kısırlığa) neden olur. Olguların %5-10'u belirtisiz seyreder.
Kadında: Daha sık görülür ve belirtisiz seyredebilir. Hastalığı eşlerine ve bebeklerine bulaştırırlar. Kıvamlı akıntı, idrar yolu iltihabı, yumurtalık ve yumurtalık yolları iltihabı gibi komplikasyonlar görülür.
Cinsel yolla bulaşan enfeksiyon etkenleri arasında, Mikoplasma ve Üreoplasmalar de önemli bir yer tutar.
Sağlıklı kadınlarda Mikoplasmalar : % 14-54,
Üreoplasmalar : % 40 - 80.
Erkeklerde : % 19-40 belirtisiz taşıyıcılık vardır.
Yumuşak Şankır
Kuluçka dönemi: 7 gündür. Daha çok erkeklerde görülür. Kadınlarda belirtisiz seyreder. Geri kalmış toplumlarda, yaygınlığı fazladır. Taşıyıcı ve belirti vermeyen hayat kadınları yayılmadan sorumludur. Genital bölgede cilt ve mukozada çatlak veya sıyrıktan girer. Zemini kızarık bir şişlik oluşur. Kabarcıklar haline döner, ülserleşir.
Ülserin zemini, yumuşak, nekrotik, çevresi kızarık, kenarları belirsiz ve düzensizdir. Erkeklerde, penis dış ve iç yüzünde, kadın cinsel organında lezyonlar oluşur. Ülserler, tek veya çoğuldur. (Erkeklerde tek, kadınlarda çoğuldur.) Ülserler, 1 - 20 mm çapındadır. Kasıkta iki taraflı ( %50 tek taraflı ), ağrılı, sert lenf bezleri kitleleri hissedilir. Eşler birlikte tedaviye alınır.
Frengi (Sifilis)
Tarih boyunca görülen ve ölümlere sebep olan bir hastalık. Eskiden kişilerin fişlenmesi dolayısıyla sosyal öneme sahiptir. Anneden bebeğe geçebilmesi,bebekte anomalilerin oluşması zamanında teşhis ve tedavi edilmezse önemli komplikasyonlar görülür. Penisilinin 1943'te bulunuşu ile önemini yitirmiş ancak ahlak kurallarının değişmesi ve cinsel ilişki serbestliğinin artması ile tekrar artış göstermiştir.
Kuluçka dönemi: 21 gün (3 - 90 gün)
Etkenin giriş yerinde 1-2 günde 0,5 - 3 cm çaplı yuvarlak veya oval pembemsi yaraya dönüşür. Zemini sert, ağrısız ve cerahatsizdir. Tedavi edilmediği dönemlerde önemli iç organ tutulmaları görülür. İkinci ve üçüncü döneme dönüşür.
HIV/ AIDS, UYUŞTURUCU VE GENÇLİK
UYUŞTURUCU KULLANIMI HIV/AIDS YAYILIMINI ARTIRIYOR
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Güney Avrupa'daki AIDS vakalarının en yüksek olarak uyuşturucu kullananlarda görüldüğünü açıklamıştır. Kuzey Avrupa'da birinci sırayı eşcinseller, ikinci sırayı uyuşturucu kullananlar almaktadır. Türkiye'de uyuşturucu kullanımı yayılımı dünya ortalamasının altındadır, ancak son yıllarda gençlerde çok büyük bir artış göstermektedir.
Uyuşturucu kullanımı ile HIV/AIDS arasındaki ilişkiyi kavramakta geç kalınırsa Türkiye'de dünyadaki oranı yakalayacağımız günler çok uzak değildir.
Türkiye'de genç nüfusun oranı düşünüldüğünde karşımızdaki tehlikenin ne denli büyük olduğu görülmektedir. Gençleri uyuşturucu kullanımından korumak toplumda öncelikle ele alınması gereken bir konudur.
Uyuşturucu Bağımlılığı Nedir?
Dışarıdan alınan bazı maddelere hem ruhsal, hem fiziksel olarak düşkün olma haline madde bağımlılığı diyebiliriz. Eroin, Afyon, Kokain, LSD,Extacy, Esrar, uçucu maddeler, sigara ve Alkol bu maddelerin bazılarıdır.
Uyuşturucu bağımlılığı üç aşamada gerçekleşir:
Balayı : İlk aşamada kendini mutlu hisseder ve gittikçe maddeye alışır.
Aş erme : Bu dönemde onsuz yaşayamaz ve üçüncü aşamaya geçer.
Keseden yeme : Mesleğinden, sevgisinden, bütçesinden fedakarlık eder ve artık biyolojik rahatsızlıkları görülür. Masum bir birey suçlu insan haline dönüşür.
UYUŞTURUCUYA BAŞLAMA ve ALIŞMA NEDENLERİ ve ORANLARI
Arkadaşlık |
% 42,7 |
Merak |
%39,5 |
Sorunlar |
% 14,5 |
Eğlence |
% 3,3 |
Uyuşturucu Bağımlısı Kişi;
- Giderek dozları artırma eğilimindedir.
- Maddeyi kullanmadığı zaman yoksunluk belirtileri gösterir.
- Zararlarını bilse de maddeden kopamaz.
- Kısa süre sonra zamanının büyük bölümünü madde ile geçirmeye başlar.
- Maddeyi elde edebilmek için her türlü yolu denemeye başlar.
- Madde yaşantısında en önemli unsur olmuştur.
- Sosyal yaşantısı, madde kullanımıyla bağlantılı olarak değişir.
- Maddeyi kullanma sırasında enfekte enjektör kullanma ve riskli cinsel davranışlara girme olasılığı çok yüksektir.
- "1 gram eroin için kimlere satılmadım ki" ve "bir defa alkol ve uyuşturucu almaktan ne çıkar ki" diyen kişi alkol ve uyuşturucu bağımlısı olmaktadır.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
- 1 gram eroinin, beyninizdeki 1 milyon hücreyi öldürdüğünü; damar yolu ile alınan eroinin 15-30 saniyede beyine ulaştığını, insanı 1-2 denemede bağımlı hale getirdiğini, AIDS, Hepatit, endokardit gibi risklerin damar içi kullanım nedeniyle çok yüksek olduğunu;
- Bütün uyuşturucuların önce aklımızı, sonra hayatımızı çaldığını;
- Bağımlıların çoğunun AIDS taşıyıcısı olduklarını;
- Uyuşturucuların ateşli silahlardan daha tehlikeli olduklarını;
- Birahanelerin, barların, pavyonların, diskoteklerin uyuşturucu zemini olduklarını;
- Her çeşidi ile uyuşturucuların birer intihar yolu olduğunu;
- Trafik kazalarının %61'ni alkollü sürücülerin yaptığını;
- Eşlerini dövenlerin %70'nin ve aile facialarının büyük kısmının nedeninin alkol olduğunu;
- Şiddet olayları ve ırza tecavüz suçlarının %50'sinin alkollüler
tarafından işlendiğini;
- Tek sigara bir paketin, tek kadeh bir fıçının anahtarı olduğunu;
- Her türlü rezalet ve sefaletin, uyuşturucu ve alkolden geçtiğini;
- Ölüme yolculuğa "altın vuruş" dediklerini.
UYUŞTURUCU MERAKLA BAŞLAR, Ö L Ü M L E B İ T E R ! ! !
UYUŞTURUCU TEHLİKESİNE KARŞI ALINACAK ÖNLEMLER
Uyuşturucu AIDS'İ davet eder, sigara ve alkol kullanımı bağımlılıkların ilk adımıdır. Gençler bu canavarlardan uzak durmalıdır.
Uyuşturucu maddelerden korunmada en önemli görev ailelere düşmektedir. Anne ve babalar çocuklarını yakından tanıyıp onların her türlü problemini öğrenip çözüm yolları aramalıdır.
Sağlıklı çocukların sağlıklı ailelerden yetiştiği unutulmamalıdır. Aile sevgisi ve huzurundan uzak yetişmiş bir çocuğun ileride birtakım psikolojik ve sosyolojik problemlerle karşılaşması olasıdır.
Anne ve babalar çocuklarının kimlerle arkadaşlık yaptıklarını,nerelere gidip geldiklerini ve nelerle zaman geçirdiklerini çok iyi bilmeleri ve kontrol etmeleri gerekir. Gençler gerçek sevgi ve mutluluğu mutlaka kendi aile yuvalarında aramalıdırlar. Arkadaş seçerken kendilerini kötü yollara sürükleyebilecek kişilerden uzak tutmalıdırlar.
Eğitim kurumları,radyo.televizyon ve yazılı basına da büyük görevler düşmektedir. Bu kurum ve kuruluşlar alkol, uyuşturucu ve bütün zararlı maddeler konusunda halkımızı ve geleceğimizin güvencesi olan gençlerimizi etkili biçimde bilgilendirmelidir. Gençlere, uyuşturucu tacirlerinin nasıl insanlara yaklaştıkları,nasıl uyuşturucu pazarı oluşturdukları örneklerle anlatılarak aydınlatılmalıdır.
Koruyucu ve önleyici çalışmalar yapılmadan yalnızca tedavi edici önlemlere yönelmek mücadelede başarısızlığı getirir. Dünya Sağlık Örgütü'nce sunulan önlem paketinde de yazdığı gibi; Uyuşturucu ve AIDS ile mücadelenin birincil önlemi eğitimdir.
TÜRKİYE’ DEKİ YASAL UYGULAMALAR VE ÇALIŞMALAR
Kadınlar ve çocukların AIDS epidemisinden etkilenmeleri toplumun en önemli sorunudur ve olmaya da devam edecektir. HIV (+) hamile annelerin çocuk doğurmaması projelerinin insan haklarına aykırı olmayacak biçimde ele alınması gerekiyor ve AIDS' te tartışılacak temel bir konu olduğu görülüyor.
Türkiye'de ilk AIDS olgusu dört kişi olarak 1985'te görülmüştür ve bunların yabancı ülkelerde kan ürünlerinden enfekte oldukları saptanmıştır. Ancak büyük ve açık sınırlar, cazip turizm, ekonomisi korkunç çöküntüye girmiş Doğu Avrupa ülkeleri ve diğer kuzey komşularımızdan durmayan resmi ve gizli göçler, ülkemizi AIDS yönüyle yüksek riskli bir ülke haline getirmiştir.
1987'de Sağlık Bakanlığı’ nda kurulan AIDS Yüksek Kurulu önemli üç karar alarak bir genelge yayınlamıştır. Bu genelgeye göre;
1-Bütün kanlar test edilmeden kullanılmayacak ve özel kan merkezleri kapatılacak.
2-AIDS cinsel ilişkiler ile geçen hastalıklar olarak kabul edilecek ve genelev kadınları her 3 ayda bir test edilecek.
3-Tek kullanımlık enjektörler kullanılacak.
Çok önemli olan bu kararlar zamanında alınmış olup, halen geçerlidir.
Daha sonra 1993'te aşağıdaki kararlar alınmıştır;
A-Zorunlu AIDS Testi (HIV Testi) Uygulanacaklar
- Kan, Organ ve Sperm donörleri,
- Hayatını fuhuşla kazananlar,
- Paralı seks yaptığı tespit edilenler,
- Ameliyat olacak hastaya hekim gerek görürse,
- Hastalığın tanımı için yatan hastalara hekim gerekli görürse,
- Yurtdışında çalışıp, askerliğini yapmak üzere gelenlere Genel Kurmay’ın 1988'deki kararı ile zorunlu taramanın devam etmesi,.
- Ülkemize girişte çalışmak için gelenlerde ve turist olarak gelip çalışma izni isteyenlere HIV testi de içeren sağlık raporu zorunluluğu aranır.
Diğer Önlemler
- Paralı seks yapan ve uyuşturucu kullanan yabancılar sınır dışı edilirler. Bunlara yataklık edenlere ciddi caydırıcı cezai müeyyideler uygulanır.
- AIDS'in endemik olduğu bölgelerden gelip, kaçaklar arasında yaşayanlar sınır dışı edilirler.
- HIV (+) olduğunu bildiği halde başkasına bulaştıran kişiler yasalar önünde ceza görür.
- HIV testleri ile pozitif sonuçlar doğrulama yapılmadan açıklanmaz.
- Paralı cinsel yaşam iş kolunda çalışanlar HIV olduğunda meslekten men edilir ve kendilerine devletçe yardım yapılmalıdır.
- Sosyal güvencesi olmayan HIV (+)' lere yeşil kart verilmesi.
- HIV testi yapılmamış kan ve kan ürünleri kullanılamaz.
- AlDS' li ölülerin defni için ek bir işleme gerek yoktur. Ancak 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu ile yıkanır.
Evlenmeden Önce Yapılan HIV Testleri:
1998’de İzmir’de derneğimizin önerisi ile yapılan pilot uygulama ile evlilik öncesi eğitim ve uyarı amaçlı test uygulanmış ancak evlenmelerine engel olunmaması koşulu getirilmiştir. Sağlık Bakanlığı da 2002 yılından sonra genel olarak test uygulamasını aynı amaçla getirmiştir.
Türkiye'de neler yapılamadı?
- Eğitim geç ve yetersiz kaldı.
- HIV testi kitleri ithal edildiği ve pahalı oldukları için ücretsiz testler yaygınlaştırılamadı.
- Anonim ve hızlı test programları yaygınlaştırılamamıştır. Bugün Amerika'da yaygın yarı zorunlu gizli testler yapıldığı için sağlıklı veriler mevcuttur. Diğer ülkelerde de verilen sayılar testlerle ortaya çıkmaktadır. Oysa Türkiye'de tesadüfen test edilenlerin sonuçları verilmekte olup, verilerin azlığı nedeniyle halk, durumun ciddiyetini anlayamamaktadır.
- Test için halka yönlendirici programlar yapılmamıştır.Test merkezleri düzensiz çalışmıştır. Gizliliğin oluşturulması tam olarak sağlanamamış ve sonuçta, özel laboratuarlara yönelme olmuştur.
- Batının sadece eğitim önerisi benimsenmiş ve diğer yasal sorunlar göz ardı edilmiştir. Yerel yönetimler konuya sahip çıkmamış veya çok yetersiz kalmıştır.
- Danışma merkezleri açılmamıştır.- Cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili danışma merkezlerinin olmayışı büyük bir eksikliktir, (Bu merkezler AIDS mücadelesinde önemli rol oynayabilirdi.)
- Risk gruplarından özellikle seks sektöründeki kadınlar, polisiye zorlamalarla teste götürülmekte ve bu kadınlar birinci sırada sorun olarak görülmektedir. Özellikle, nüfusu ile orta büyüklükte bir ülke kadar olan İstanbul'da risk grupları ve AIDS' i yayanların sadece kadınlar olmadığı aşikardır. Her gün medyada izlediğimiz fuhuş yerleri baskınında yerli ve yabancı kadınların zorla resimleri çekilmekte ve muayeneye götürülmektedir.
- İnsan hakları ve hastalıkların önlenmesi konusunda adaletli uygulamalar olmadıkça, dünyada bu hastalığın önü alınamayacaktır. Uyuşturucu da buna eklenince ülkemizi ileride çok rahatsız edecek boyutlarda epideminin beklediği görülmektedir. Brezilya modelinde anlatılanların Türkiye ile benzerlik gösterdiğini görmekteyiz. Tecavüze uğramalar, çocuk nüfusunun çokluğu, sokak çocuklarının artışı ve ekonomik güçsüzlük büyük bir kesimi risk altında tutmaktadır.
- Sınırlarımızda başlayan seks ticaretini önlemede yetersiz kalmaktayız.
- Yurt dışında çalışıp kesin dönüş yapan vatandaşlarımız bir teste tabii tutulmamaktadır. Oysa bunların bu konuda eğitim ve tedavisine yardımcı olunarak bulaştırmalar azaltılabilir. Birçok ülke bunu uygulamaktadır. Şunu da belirtmek gerekir ki, çoğu ülkelerde HIV enfeksiyonunun en yüksek oranı fahişelerde olduğu halde Türkiye'de genelevlerde üç ayda bir test yapılması nedeniyle bu kesimden hastalık bulaşması riski çok düşüktür. Kadın - doğum klinikleri HIV testi yapıp herkesi eğitmelidir.
DUYURU
Dernek genel merkezinde süratli ve anonim
HIV Testi yapılmaktadır.
AIDS İLE MÜCADELE DERNEĞİ
GENEL MERKEZİ
Mustafa Kemal Sahil Bulvarı No: 425
Köprü Durağı/İZMİR
Tel/Fax: 0(232) 243 60 70
E-posta: bilgi@aids.org.tr
Bağışlar için
Banka Hesap Numarası: 6799913-5001
Ziraat Bankası Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Bürosu İZMİR
İNTERNET SİTEMİZİ ZİYARET EDİNİZ.
www.aids.org.tr.
Katkıda bulunanlar:
Prof. Dr. Melahat Okuyan
Prof. Dr. Hakkı Bahar
Doç. Dr. Süheyla Bölükbaşı
Dt. Mavisel Yener
Dt. Ayşe Aksoy
|